
Dün hava ne güzel, oley modunda çıktıktan sonra güneşin anneminde dediği gibi bu mevsimlerde ne kadar "yalancı" olduğunu anladım. Hadi kapalı olmana bir şey demiyorum; neden bi de yağmur getirirsin. Benim gibi hidrofobik adama bu yapılır mı?
Hele bir de o gün illa ki İstiklâl'i baştan sona yürümeniz gerekirse...
Boynumu montumun içine geçirdiğim, omuzlarımı önüme attığım çirkin yumak yürüyüşüyle bu "musibeti" atlatabildim. Garip garip bakıp acımayın bana sayın seyirciler; hidrofobik bir insandan daha iyi bir performans bekleyemezsiniz.
Dedim ya kapalı hava neyse ama yağmur beni daha bi fena yapıyor: Bi kere ıslanıyorum, çantam da ıslanıyor... Hava zaten basık.
Tren gibi dümdüz, hızlı hızlı yürürken İstiklâl'de karşınıza illa güldürecek bir şeyler çıkıyor ama. Mesela mağaza müdürüyle yürüyen dev bir tavuk görmüş müydünüz hiç? Görmüş olduk; bu da hayat tecrübesi. Yeni açılan BBQ Chicken diye bir yerin maskotu (ki tavuk oluyor) önüne müdürünü almış yürüyordu. Bayağı da ciddi konuşuyorlardı; ama o tablo ne kadar ciddi olabilirdi o tartışılır. Yağmur damlalarının verdiği iğrenç hisle cebelleşirken gülümseten bir kare oldu bu!
Yine de sayın seyirciler sorarım: Why does it always rain on me?
NOT: Küçükken cidden hidrofobik değildim. =) Hatta çocukluk resimlerimde bildiğin kabak gibi Ölüdeniz'in ortasında fotograflarım var. (Eski filmli makinemiz geldi aklıma birden; filmli fotolarda bugünkülerden daha çok şey var aslında)
NOT: Shuffle sen canıma mı kastediyorsun? "Why does it always rain on me(Travis)"'den sonra neden bir de gidip "Fall Like Rain(Eric Clapton)" çalıyorsun?
NOT: "Even when the sun is shining
I can't avoid the lightning"
dizeleriyle başka neyin arasında benzer bir ilişki olabilir?
Cevap: Bahtsız bedevi ve çöldeki kutup ayısı (Biz yine de iyi düşünelim iyi olsun!)
NOT: Bugün anneme bir kere daha hak veriyorum! "Mont giyme, bak hava güneşli" diyen beyinciğime selam olsun burdan. Anneceğim seni seviyorum; gerçekten de "yalancı güneş" bunlar... (Boğazım ağrıyo.. =/)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder