18 Mart 2010 Perşembe

Dün yine buradan geçtim...

Şimdi ne kadar dolu değil mi? Bir tek kilise aynı kilise, Bahariye'ye çıkan yokuş aynı yokuş. O kovamsı şeyin yerinde çalınan yavrusu hâlâ aranan(!) Boğa heykeli var şimdi. Bir de arada mitinglerle beraber trafik keşmekeşi de işin tuzu biberi. Boğanın üstüne binen çocuklar, boğayla poz verenler ve etrafını dört gözle kesip arkadaşını ya da sevgilisini bekleyen insanlar var bir de o kovanın etrafında şimdi.

Kadıköy'ü daha çok sevmek için güçlü mazeretlerim var. E ne var yani; siz de İstanbul'a ilk geldiğinizde yaşadığınız yerden kalkan otobüsler sadece Kadıköy'e ya da Bostancı'ya kalkıyor olsaydı ve arakdaşlarınızla ilk ciddi anlamda takıldığınız yer Taksim yerine Kadıköy olsaydı siz de benimserdiniz burayı.

Ve dün yine buradan geçtim.

Dersaneye giderken Akmar'dan geçtim. Yine loş ışıklı koridorlarının tezgahlarında kitapların içinde kayboldum. Bu aralar test kitapları biraz daha fazla süslüyor; ya da artık test kitapları bu aralar daha bir muhattabım olduğu için bana öyle geldi. Sonra "Barlar Sokağı'ndan" yukarı çıkarken bir arkadaşa rastladım. Biraz takılabilseydim keşke etrafta. Ah be YGS!

Dersaneden çıkışım Tuzla'ya gitmiyorsam Bahariye yönüne doğru olur. Geç çıktığım için hafiflemiş oluyor Bahariye'nin yükü genelde. Ya değilse her yürüyüşümde kendimi Mario oyunun içindeymiş gibi hissederim: Bir sağa bir sola, bir tramvay yoluna, bir demirlerin üstüne, bir dükkanların içine... Limbo, matrix bilimum kıvrak hareketleri yaptığımı da hatırlıyorum.

Bu akşam nedense erken gitmiş bizim müzisyenler. Özellikle tulumcu kalırdı Akbank'ın önünde halbuki; herhalde hafta içi erken gitmeye başlamış artık.

Kilisenin dibindeki Ankara Pastanesi'nin yanından geçerken yine en sevdiğim tatlıyı almaya girdim. Yine gözüm pastane kapısındaki bildiriye takıldı. Dava bitti mi bitmedi mi; Kadıköy Belediyesi ne yapıyor ne yapmıyor; şerefli mi şerefsiz mi; falan fişman... O pastane kapanmamalı ya! 60-70 yıl sonra kaçak demenin amacı nedir? Neyin rantı, neyin peşine düşmek bu? Hangi küçük hesabın içindeki bir denklem bu? Bu düşünceler içinde girip aldım halka tatlımı. Pastane sahibi teşekkür etti. Dışarıdaki bildiride müşterilerine teşekkür ettiği kadar içten; ama bir o kadar da mahçup.

Sonra sallana sallana etrafı bu sefer boş olan Boğa'dan geçip Söğütlüçeşme'ye doğru saldım kendimi. Lanet Metrobüs, gene götürdün beni yatakhaneye...

NOT: 130A bir bağımlılık meselesidir. Otobüsleri de yenilediler. Artık en sevdiğim şarkıları 2/7 tıklık seste dinleyebiliyorum. Eskiden 7/7'de dinlenmiyordu.

NOT: Bahariye-Moda istikametine araba ile çıkmayın. Kardeşimi bırakırken bilirim orada park yeri bulucaz diye 4-5 tur atmanın zorluğu ile park bulduğun yerde arabaya gömmelerinin acısını...

ÖNERİ: Kadıköy'e vardığınızda kulağınızda Barış Manço şarkıları çalması manidar bir olaydır.

Hiç yorum yok: