6 Mayıs 2010 Perşembe

Ne kadar çok şey istemişim!

Dün annemle konuşurken fark ettim. Ne kadar da sayılı vaktim kalmış buralarda... Ne kadar da çok şey yapmak istemişim de becerememişim. Mesela Japoncayı baştan öğreneceğim demişim; üç hafta çalışıp bırakmışım. Almanca'ya mı baştan başlasam diyorum şimdi; ama yapamayacağımı biliyorum sanırsam. Devlet Ana'yı okurum demiştim kendi kendime; ama kalın bir kitaba başlamayı almamış gözüm; onun yerine daha ufaklarla yetinmişim.

Sonra yapacağım işlerde de çok şey istemişim olmamış. CIP'i lise seviyesine taşıyalım diye not almışım, altından kalkamam diye bahsini bile açmamışım. Okullar arası spor turnuvası yapıp P.E. Office'in gönlünü alalım demişim, o konuda da P.E. Office bizi korkutmuş. Sonra şu yeniliği getirsek demişim, "Ulan insanlar laf eder, benim çalıştığım iş ya, kesin birisi muhalefet eder ya da beğenmez!" diye korkmuşum. İlk kez başkalarına bakıp birileri ne der diye düşünüp de iş yapmaya çalışmışım. Risk alamayan bir adam olmuşum...

"Bu gece bitecek!" ya da "Bu gece başlıyoruz!" dediğim şeyler hep yarına kalmış.

Ve belki de ne fırsatlar kaçırmışım ya korktuğumdan, ya da aşırı düşündüğümden; hiç bir şey yapamamışım...

Ve buralardaki miadım dolmuş bile...

Ve Bob Dylan'ın şu dediğini unutmuşum:

"...there is no success like failure

Ama bu dediğini çok iyi hatırlamışım:

And that failure's not success at all."

Şevkim kırıldı, hevesim gitti birçok şeye karşı; ama yine de hislerime ket vurmaya elim varmadı. Bir şeyleri hissettiğim için bir şeylere giriştim ya da durdum. Galiba duygularım aklımın önüne çok geçiyor.

ÖNERİ: Bu sitede, Bob Dylan şarkılarından esinlenerek yapılmış tablolar var. Ve satın alabiliyorsunuz...

Hiç yorum yok: