22 Mayıs 2010 Cumartesi

Yavaş!

Araba sürmek keyifli bir iş. İstanbul'un çıldırtan trafiğinde olsanız dahi; ama babanızla sürüyosanız paniğe, çılgınlığa veya işkenceye dönüşebilir.

Aman şunu yapma, aman şurda yavaş, aman ayna, aman far... "Tamam baba, biliyorum!" deseniz de illa bir kulp takacaktır. Yani kendi sürerken küfürler havada uçuşur, ben sürerken bana küfredecek nerdeyse. Bir de 'Demir Bükey' kesilmesi yok mu?

Yani 30 kilometre kullandığım araba burnumdan geldi. Hayır bazen manyak manyak park edenler oluyor; sarhoş olmadan daracık yerlerden S çizerek ilerlediğiniz sokaklarda illa "yavaş!" diye bağırası geliyor içinden.

Direksiyonum sertmiş mesela, çok küt geçiyormuşum şeritlerde (Tamam bunu kabul ediyorum)!

Ama sen bilmiyorsun ki baba:

"Every woman, child and man
Gets a Cadillac and a great big diamond ring
Don't you know you're riding with the king?"

NOT: İlk arabamla yapacağım 'turistik gezide' yavaş yavaş, geze geze süreceğim arabayı. Kırmızı Mini, bir gün benim olacaksın! (Metalik gri Cadillac da olur)

NOT: İki 'gugıl sörç' = 1 L su kaynatan kettle'ın CO2 emisyonu (oha!?)

Hiç yorum yok: