7 Mayıs 2010 Cuma

12 bar'da marjinal deneyimler

Blues, "şeytanın müziğidir." Şeytansa melankoli ve hüzün demektir.

Güneyde Missisipi'nin pamuk tarlalarında (bir arkadaşın kullandığı tam tabirle "Bir nevi oraların Çukurova'sı) çalışan Afro-Amerikan köleler yurtlarından koparılmanın acısını şarkılarla dile getiriyorlardı. Önce sadece sözler vardı. Sonra kölelik kalktı ve enstrümanlarına kavuştular.

O şarkıların sözlerinde kullanılar blues hep bu melankoliyi ima etmiştir işte. Mesela "Kind Hearted Blues" aldatılmış bir erkeğin üzüntüsünü dile getirir. Tabi başka başka türler de var.

Tabi bu melankoliyi getiren şeytan'dır. Hatta bununla ilgili öyle hikâyeler vardır ki; Robert Johnson'ın Faust miti bunlardan en önemlisi: Crossroads'da ruhunu şeytana satmıştır daha iyi blues yapabilmek için.

Tabi sonraları blues da modernleşti; ancak melankolik ve acıyı yansıtan havasından hiç bir zaman ödün vermedi (Texas Blues'da dahi).

Ama kimse bilmez ki blues, jazz müziğin de rock 'n roll'un da babası olan bir Güney müziğidir...

NOT: 12 bar dediğimiz şey de çok klasik bir blues kalıbıdır. Herhangi bir gamda başladıktan sonra önce o notanın 4. derecesine, sonra tekrar 1'e dönüp 5. dereceye iniyorsunuz. Örneklerimiz: Hound Dog ve Johnny B Goode...

Tabi gidip 6 ölçü pentatonik çaldıktan sonra aynı gamda, 3 tane ardarda kromatik dönüş yaptığınızda "Bu marjinal bir solo, hocam; müzikal bi hata yok ya!"diye iddia ederseniz, müzik öğretmeniniz dalga geçebilir.

NOT: Robert Johnson bir motelde, barmen kadına yavşadığında kadın içkisine ilaç koyuyor. Ve Robert Johnson ne yazık ki böyle ölüyor...

NOT: La Fa "RA" Fa Sol İsmail...

NOT: "Feeling blue" deyimi de buradan türemiş olabilir mi?

ÖNERİ: Annem bir pasta yapmış... Hani burun kıvıra kıvıra karıştırdığım kremasına değmiş... Kahveli mahveli böle. Of!!!

Hiç yorum yok: