12 Mayıs 2010 Çarşamba

Son top...

Dün son kez voleybol oynadım şu okulda. Maç bittikten sonra kadim dostum ve birkaç kişi kalıp biraz daha oynadık. Ders bitmek üzereydi; ama pek aldırış etmezcesine "Hadi bu son; hadi bu son!" diyip devam ettik.

Bu son servis dedik fileye taktık; bu son pas diyip top arkamıza düştü, bu son dedik karşı taraf iyi karşılayamadı... Bu son, bu son, bu son, bu son...

En sonunda kadim dostumla kalıp hadi bu son dedik. Son kez servise kalktım, o karşıladı.

Ve gym'in ışıkları söndü.

butthefoolonthehill dün öğleyin "Sen zor gideceksin galiba." dedi. Neden diye sorunca; "Hani 'yerel' bir adamsın ya; o bakımdan." dedi.

İstanbul'dan bunaldığımda(yerel adamlık kavramı!?) anneme gidip "Babamın tayin mayin niyeti yok mu?" diye az sormadım. Her seferinde de oklavalık oluyordum. "Macera arıyorsun sen gene değil mi?" diye çok kızardı.

Macera, istek, buraların artık çivisinin çıktığına iyice kendimi inandırmam değil de ilk bırakış zor olacak galiba. Göreceğiz; ama hayatta şunla karşılaşmaya gerçekten hazır olmamız gerek:

"Today's yesterday
Could be tomorrow's goodbye"

NOT: Trenle gitmek istiyorum bir yerlere... Bir daha ki Ankara'ya gidişimde yapabilirim bunu sanırsam; çünkü artık aynı süreye geliyormuş otobüsle.

NOT: Yerel adam olduğum için memnunum; hatta her şeyi bırakıp giden adam olmak cazip geliyor bazen. Vuruvericem kendimi yollara nereye gittiğimi bilmeden...

NOT: "I'm just a city boy" diye başlıyor Tomorrow's Goodbye'ın sözleri aslında. İronik bir şarkı seçtim sanırsam bu yazı için. E yani yaşadığım yerlere bakınca kendime diyemem 'şehirli(!)' diye. Sadece geçerken ayak uydurmaya çalışan ve kendini keşfeden biriyim ben galiba...

Hiç yorum yok: