14 Nisan 2010 Çarşamba

Biraz toz, biraz gerginlik içine doğru...

*Resim sığmadı büyütmek için tıklayın =)

Yarın buram buram gerginlik, siyaset, bürokrasi vb. kokan, havasından gerilimin hiç eksik olmadığı Ankara'ya gidiyorum. Neyse biraz değişiklik olsun İstanbul dışı mantelitesi olmasa meclisin kasvetli, politikacıların ikiyüzlü havasına girmek için taa oralara kadar gitmezdim.

Neyse bu mahiyettte bugün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde bir toplantı vardı. Milli Eğitim Müdürü ile son durumu ve sunumuzu tartışıyorduk. Oradaki 'seçimleri(!)' kazanırsak bakana kadar çıkacakmışız vs. O yüzden diyorum ya ikiyüzlülük diye, işin içinde seçim kulisi var bi kere!

Her yerden oy toplaman lazım: Karadenizlisi var, İç Anadolulusu var, Egelisi var, hassas olan Doğu illerimiz var... Büyükşehirlisi, küçük şehirlisi var... Her biriyle konuşacağız da yanımıza çekeceğiz de edeceğiz de ohoo! Hani her telden çalan, her dönemin adamı olabilmek gerek onun için; o adam da ben değilim ki?

Neyse en azından bu işin bana göre olmadığını birkez daha tecrübe edebileceğim; ama elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağız.

Nitekim bu arada, ilçedeki diğer öğrenci birlikleri başkanları ile yaptığımız toplantıda Beşiktaş'taki bazı okulların satışa çıkarılması gündeme getirildi. Duymuştum; ama ciddiymiş de... Ziya Kalkavan Denizcilik Meslek Lisesinin idarecileri bir yıl üzerinde çalışıp durup bir şekilde iptal ettirebilmişler onu. Kabataş Erkek de mezunlarının yardımıyla bir baskı kurabilmiş üst mercilerde; ama ya Beşiktaş Koleji, Etiler Lisesi ve Levent Kız Meslek Lisesi(Akmerkez'in tam karşısında olan)?

Neyse ilettik bir şekilde bunu Müdür Bey'e. "Ben de emir kuluyum!" gibi bir cevap verdi. Sonra kendisinin de istemediğini söyleyip hiyerarşi ve bürokrası hakkında öğütlere başladı. Bir ara da "Bürokrasi de demokrasi olmaz" gibi bir laf kullandı. Gülmekle yetindim sadece. Bir ara bana SC içerisinde "diktatör"deyişleri aklıma geldi.

Sonra da iki sene önce Nevşehir'deki projeyi hazırlarken yaşadığım zorluklar geldi. Birden bakanlıktan gelen bir yazıyla kalacak yerimizden olmuştuk. Yeni yer bulalım, eskiyi geri alalım derken iki hafta boyunca araya sokmadığım insan kalmadı. En sonunda 4 gün kala bizzat gidince Kültür İşlerinden sorumlu müdür yardımcısının bir telefonuyla çözüldü.

Sanırsam her şey bizde bitiyor. Bürokrasiyi ancak ne kadar ciddi olduğunuzu göstererek aşıyorsunuz; aksi taktirde o ona atıyor o ona derken labirentin içinde dolanıyor bütün işler. Anlamsız ama var olan bir şey maalesef.

Come and see bureaucracy
make its final heave
and let the new disorder through
while senses take their leave*

NOT: 4-5 gün ne olacağı belli olmaz. Ankara'nın kasvetli ve gergin havasında paylaşacak bir şeyler buldukça ve bağlantım el verdikçe yazmaya çalışacağım.

NOT: Dünya Su Örgütü (WWO), Melih Gökçek'e Kızılırmak'ı Ankara'ya su diye içirdiği için ödül vermiş. Ben de Dünya Su Örgütü'ne ödül veriyorum.

*Jethro Tull - Dark Age

Hiç yorum yok: