19 Nisan 2010 Pazartesi

Enstitüler diyarı Ankara...

Ankara'dan ayrılırken tek neşem bu oldu bugün herhalde. Hele bir de bunu yolun kenarında kocaman direğin üstünde aynen şöyle yazılı görünce:

Tarım ve Köy İşleri
Bakanlığı
ŞAP
Enstitüsü

Günün tek neşesi diyorum; çünkü güya o kadar lakayıt, rezilmişiz ki seneye yapmayabilirlermiş bu meclisi. O kadar çok bazı haklarımızı arayıp sesimizi çıkarmışız(!) ki seneye yapmayabilirlermiş bu meclisi. Bir de bandı baştan sona tekrar izleyip uygunsuz davranışlarda bulunup konuşma yapan öğrencilere uyarı gönderilecekmiş! Peh peh peh!

Gelecekten korktular mı ne?

Bu saatten sonra ne desem boş. Herkese 1 dakika konuş diye süre verdiler onda da selam söyleyip teşekkür edin dediler. Herkesin derdiyse ilinin, temsil ettiklerinin sorunlarını dile getirmek. Değil bir dakika, bir gün yeter mi ki?

Her konuşmada sorunlar dile gelecek de biz çözüm bulmayacak mıyız? İşte orada 10'ar dakika konuşanlar konuşmalarının 2 dakikasında teşekkür edip, 3 dakikasında geldikleri yeri tanıttılar; 5 dakikayı da alıntılarla doldurup bir iki cümlede sorunları dile getirip bitirdiler. E iyi demesi hoş da çözüm önerin nedir kardeşim?

Neyse şu 4 gün yeterince meclis, siyaset, politika, demokrasi cart curt çok girdim bu işin içine. Ben de size içimi döküyorum sayın seyirciler kusuruma bakmayın.

NOT: İstanbul havadan bembeyaz gözüküyor. Beton yığını olmak böyle bir şey olsa gerek!

Hiç yorum yok: