23 Nisan 2010 Cuma

Bugün 23 Nisan'da çocuklar gibi şendik...

Bugün kafa dinlemeyim, hava güzelken kendimi dışarı vereyim dedim. Önce Taksim'de çocuklar gibi şen bir şekilde arkadaşlarımla buluştum. Güldük, eğlendik, yemek yedik. Bir de artık tramvaylardan lavanta kokusu sıktıklarını öğrendik. Kokusunu alamadık tabi; ama çabayı takdir etmek gerekir(!) Onlar kıyafet filan baktılar, sonra Taksim'in arka sokaklarında kaybolduk, nereye gittiğimizi bilmeden.

Sonra İstinye'e kadar iki saatim yolda geçti. Önce sahilden geçen otobüs bekledim; sonra patates çuvalı gibi bir otobüse doluştuk. Ortaköy trafiği deli etti yine. 5 yıldır yaşadığınız insanlarla belki de sondan bir kaçıncı kez bir araya gelip bir şeyler yapıyorsunuz, değmez mi?

Asıl yol boyunca tanımasanız da bir şeyler konuşabileceğiniz birilerinin olması güzel. Özleyeceğim bu olguyu sanırsam...

Mesela Savarona'nın yanından geçerken "Satıyorlarmış!" dedim. "Satmadıkları şey mi kaldı?" dedi yanımdaki yabancı. Sonra İlçe Meclisi'nde nafile yere tartıştığımız geldi aklıma. Koç Müzesi'ne kaldırılsa da sergilense; ama alırlar mı ki? Hadi aldılar Haliç'ten geçer mi? Oradaki Denizcilik Lisesi'nde olan çocuk makineleri kaldırmazsa batabilir dedi. Yani uzun ve teknik bir iş...

İstinye'de balığımızı yedikten sonra tekrar Taksim'e Çivot'u dinlemeye gittik. Dinamikleri iyi bir grup ama sadece Robertliler olarak dinlemeye gelmiş gibiydik. Mekan ufak ve çok müşterisi olan bir yer değildi. Yazık umarım FAF'ta onları daha büyük kitlelere duyurabileceğiz! =)

Keşke bir de yolda çok vakit kaybetmeseydim. O zaman daha şen bir günüm olabilirdi! Yine de aklımda hep şu şarkı vardı:

Come on ye childhood heroes!
Won't you rise up from the pages of your comic books
your super crooks
and show us all the way

NOT: Çivot bence şirin bir grup olmuş. Kısa süreli birlikte olacak olmaları kötü...


Hiç yorum yok: