27 Temmuz 2010 Salı

Bölüm 6: Tek girişli, tek çıkışlı kent

Türkiye'nin en kuzeyine gittim diyebilmenin yolu Sinop'tan geçmektir; ama biraz da Sinop'ta vakit geçirmektir.

Sinop yollardan sapa kalmış; en yakın anayola 20 km var yine. Şimdi yine duble yol yapılıyor hem Samsun tarafına doğru hem de Bartın tarafına doğru, o yüzden yolun zorluğu zamanla kaybolacak gibi.

Kastamonu'dan sonra iyice kuzeye yaklaştığınızda sağa dönünce Gerze, Samsun tarafına; sola dönünce Türkeli, Bartın tarafına ilerliyorsunuz. Dümdüz gittiğinizde biraz bozuk yolların ardından yokuş aşağı inmeye başladığınızda masmavi deniz küçücük bir karaya istiflenmiş Sinop size eşlik ediyor. Önce Sinop'un 34 binlik nüfusunu gösteren tabelayı okuyorsunuz. Ardından Diyojen'in heykeli, elinde feneri ve yanında köpeğiyle sizi selamlıyor. Yeter ki "gölge etmeyin, başka bir ihsan eylemez"!

Derken sizi yarımadaya götüren daracık kısımdan geçiyorsunuz. İşte orası şehrin tek girişi ve çıkışı... Sağınızda da solunuzda da uzaktaki yeşile eşlik eden bir mavi alıyor sizi.

Sinop ufak olduğu için genelde şehiriçindeki her yere yürüyerek 20 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Klasik bir Anadolu şehri gibi değil; hayat 8'den sonra da canlı. Sahilde yürüyen insanlar, iskelede muhabbet edenler, barlarda takılanlar...  Ayrıca kentin Türkiye'nin en güvenli ve en az olaysız yerlerinden biri olması güvenilirliği artırıyor. Kimse sizi gece 12'de sokaklarda yürürken yadırgamıyor. Tabi şehrin tek girişinin ve çıkışının olması etkili bu konuda.

En ilginç geçişi kalenin etrafında yaşıyorsunuz. Kalenin surlarının dışına belediyenin kurmuş olduğu çay bahçesi tarzı yerde en popüler "düğün" şarkıları çalınırken, surların içine girdiğinizde kendinizi bir rock barda bulabiliyorsunuz. E tabiki apaçi gençlik her yerde n'aparsınız; ama önemli olan sizin de onlara ayak uydurabilmenizdir!

Türkiye'nin en iyi kotracıları da Sinop'tadır. Eğer maket manyağıysanız ve özellikle gemi maketlerine ayrı bir ilginiz varsa el yapımı değişik büyüklüklerdeki gemileri ve atölyelerini ziyaret etmeniz şiddetle tavsiye edilir.

Sinop'un etrafına bakıldığındaysa Gerze sosyallik açısından en büyük ilçesi; ama doğa güzellik aramak için biraz batıya gitmeniz gerekiyor. Öncelikle İnceburun'a gidip Ukrayna'ya daha yakın olabilirsiniz mesela. Havanın güzel olduğu nadir günlerde kendinizi Karadeniz'in seri sularına bırakmak iyi bir fikir olabilir. Diğer Karadeniz şehirlerine göre kıyı akıntısının daha az olması bir avantaj; ama her Karadeniz kumsalı gibi orası da çabuk derinleşiyor.

Hamsilos koyu ve ormanı görülmeye değer bir yer. Kaçıp kafa dinlemek ve ufak bir piknik için harika bir manzarası var.

Biraz içerilere girdiğiniz taktirdeyse Erfelek'e varıyorsunuz. İlçenin içinden geçip 15 km. daha gittiğinizdeyse Tatlıca Şelalerini görüyorsunuz. Ardarda 28 şelalenin döküldüğü son kazandaki camgöbeği suyun rengi tek kelimeyle muhteşem. Yüzülebiliyormuş da; ama benim gibi hidrofobik bir insan göze alamadı o soğukta yüzmeyi. Yine 11 şelaleyi geçebildik bize eşlik eden ufak bir çocukla beraber. Grup biraz büyük olduğu ve AuA sakatlandığı için devamını getiremedik maalesef. Bir gün geri dönüp 28'ine de tırmanacağız o şelalerin. Buz gibi soğuk suyu da iyi oluyor ha... =)

Yemeğe gelince eğer siz de benim gibi mantıyı yoğurtsuz seviyorsanız, Sinop'un cevizli mantısını Teyzenin Yerinde yiyebilirsiniz. Nokul adı verilen üzümlü sarmal börek de kahvaltılık veya atıştırmalık olarak ideal...

Bütün bunların arasında Sinop'un ufak(!) bir problemi var: Kurulması planlanan nükleer santral. Pek bir etki yok şimdilik halk cephesinde. Bu konudaki fikirlerimde açık; depolanamayacağı için tamamen karşıyım. Keşke Sinop'a değil de çoktan denizi kirlenmiş, doğası bozuk bir yere yapılsaydı bu santral.

Ve küçük Sinop aklımda iyi bir yer edindi. Diyojen heykeli el sallarken arkamdan, ben de arkamda bir çok anı ve hikâye bırakıyordum. Mesela Erfelek tırmanışı daha yarım bir hikâye; bir ara tamamlamak gerek değil mi?

SİNOP:
Yapılması/Görülmesi Gerekenler: Sinop Kalesi, Sinop Cezaevi, İnceburun, Erfelek Tatlıca Şelaleri, Diyojen heykeli, Hamsilos koyu ve ormanı, kotra ustaları...
Yenmesi gerekenler: Cevizli mantı, nokul

NOT: Hamsilos Fiyordları diye geçer bu Hamsilos koyu arada; aman ha! Fiyord miyord yok sayın seyirciler Türkiye'de... ÖSS'ye bile konu oldu bu!

Hiç yorum yok: