27 Temmuz 2010 Salı

Bölüm 4: Sinop atarı

Güzergâh 3: İstanbul Esenler Otogarı - E-80 Otoyolu - Düzce Merkez - Kaynaşlı - Gerede - Çerkeş - Kurşunlu - Ilgaz - Kastamonu - Taşköprü - Hanönü - Sinop

Photo Credit: AuA
İtiraf etmek gerekirse Urfa, proje bakımından da zor geçti; çünkü çocukları tahlil edebileceğiniz, onların davranışlarını yorabileceğiniz ya da onların o davranışı sergilemeye iten bir çok olgu vardı. Parametreler arttıkça kafalar çok karıştı; bazı olaylar duygulara değdi. Urfa'nın getirdiği o ağırlığı atmamda yardımcı oldu bu yüzden Sinop.

Bilim-Spor'u iki kişi yapmanın yorgunluğunu yine çektik ne yazık ki! Bu sefer bir hafta önce Urfa'da aynı yaş grubuyla uğraşmanın verdiği yorgunluğa, Urfa'da kuyruk sokumu kemiğimin üstüne düşmenin verdiği acı eklenince biraz kötü hissettim kendimi; ama buradaki çocukların bir farkı vardı. İstekleri, hevesleri, hadi bunu da yapalım demeleri illa bir şekilde ayakta tuttu beni.

Gruptaki ikinci insancıkla gıcıklığına didişmemiz de çocuklara eğlence çıkardı. Bir ara tüm çocuklarla beraber moralimi bozdular ama... Öyle bir şeydi ki durup düşündürdü kara kara iki dakika...

Öğrenci çeşitliliğini de sağlayabilmiştik; Sinop'un civar köylerinden gelen çocukların gelmesi daha da etkili kıldı projeyi...

Ama en iyisi bu sene yaptığım 3 projenin içinde en iyi softbol takımını kurmamız oldu. Her gün 10 erkek, 4 kız geliyordu; ama kızlar bir ara erkeklere taş çıkardı. En iyi oynayan, en hırslı erkekler ardarda out olurken kızlar sahayı tavaf ediyordu. Aralarından en iyi oynanyan birkaç tanesini seçtik ve adreslerini istedik. İstanbul'a döndüğümde (en büyük temennilerimden biri oldu bu İstanbul'a dönme işi) onlara softbol malzemesi göndereceğim...

İşte yukarıdaki fotograf da o takımdan kalan bir hatıra oldu...

Urfa'da sinir eden Milli Eğitim Müdürünün bir diğer türevi, Sinop'ta da vardı; ama bu sefer valiydi. Bizi Robert'le ilgili iyi sıkıştırdı; ama danışmanımıza göre iyi kıvırdık. Tabi "Valilik ve benzeri görevlerde siyasetin etkisi nedir?" sorumuza karşı verdiği politik cevabın yanında (ki bu cevap "Kamu yönetimi okuyan herkes vali olabilir; ama valilik derecesi atamayla olduğu için son aşamada siyasi bir görüşe sahip olmak gerekiyor" şeklindeydi ve bunu bir kaç kere tekrarladı) makamında duvarda asılı kocaman Abdullah Gül fotografı bir hiç(!) kalıyordu. İşin ilginci cumhurbaşkanlığı (atamayı yapan makam) bu sayede siyasi bir makama indirgenmiş oldu!

Onun dışında grup içinde geçen birçok şey neşe kaynağı oldu hepimize. Gece yarısı "Onurcan, konuşma!" diye bağıran ve yerlerde sürünen çocuk ve bunun normal olup olmadığını sorduğumuzda alınan "Sinop insanı biraz atarlıdır." cevabı ile projenin yolunu çizmiş olduk. Poker ve blöf masalarında dönen atarlı ve gergin eller, kazanılan desteler, Kantır'da yapılan hileler ve internet kahve lügâtına geri dönüşle beraber biraz kendimi toparladım.

Hiç yorum yok: