6 Ağustos 2010 Cuma

Bölüm 9: Nâmekanlığın dibine vurduğum yer

GÜZERGÂH: Tirebolu-Görele-Eynesil-Beşikdüzü-Vakfıkebir-Çarşıbaşı-Akçaabat-Trabzon Merkez-Yomra-Arsin-Araklı-Sürmene-Of-İyidere-Derepazarı-Rize Merkez-Çayeli-Pazar-Ardeşen-Çamlıhemşin-Ayder Yaylası(geri dön Trabzon'a)-Maçka-Sümela Manastırı

2007'deki Tirebolu projesinden bir sene önce de Karadeniz'e gelmiştim. Trabzon'da kuzenimin evinde kalıyorduk. Uzungöl, Sümela vb. yerleri güzelce gezmiştim. İşte o vakitlerde Karadeniz'e bir sempati oluştu bende. O zamana kadar yediğim en lezzetli balığı tattım, laz böreği yedim... İnsanlarını gözlemledim ama en önemlisi: Ne için çabaladıklarını, neler hissettiklerini, kaygılarını fark ettim. Kazım Koyuncu'yu da ilk o vakit dinledim. O sempati zamanla tutkuya dönüştü bende.

Ertesi sene şu an mezun olan bir arkadaşımız kadim dostum ve bana bu projede eğitmenlik teklif ettiğinde kadim dostumla birbirimize bakıp gisek mi gitmesek mi diye düşünüyorduk? Ve gittik. Ama Tirebolu biraz daha farklıydı Trabzon ve Rize taraflarından. İnsanı biraz daha konuşkan ve sorgulayıcıydı. Çayı daha güzel oluyordu; normalde 3 şekerli çay içen ben 2'ye düşürmüştüm.

Bu sefer biraz yorgun, biraz da değişmiş gördüm Tirebolu'yu. İnsanı daha az konuşur, daha az fark eder olmuştu. Çayına bir şeker daha fazla attığım oluyordu. Karadeniz bile o kadar hırçın vurmuyordu artık kıyılarına.

Tirebolu 14 bin nüfuslu bir şehir. Boylu boyuna upuzun, bir yerden bir yere gideyim dediğinizde o kadar kısa olmuyor yürüme yolları. Şehir yine o Karadeniz'in birden yükselen dağlarının sırtında bitivermiş. Halkın verdiği o sahilyolu tepkisi de meyvelerini vermiş: Şehrin arkasından kazılan tüneller açılmış bu sefer.

Yine de bir şeyler eksikti bu sefer. O zaman beni cezbeden, orayı 'diğer Karadeniz' yapan şeyler yoktu artık. Hem denizi telefonumu, toprağı da saatimi almıştı (suya olan inancım artık iyice yok oldu!).

Bize servis şoförlüğü yapan Cihan Abi bir tek o eski yaşadığım Tirebolu'yu hissettirdi bana. Cihan Abi, daha orta yaşlarda; ama iyi bir iletişimi var. Meraklı, bilgili, mantıklı ve sistematik bir biçime olaylara fikir yürütebilen bir insan... Esprileri, kahkahaları ise apayrı bi konu.

Bir ara yaklaştı ve dedi ki "Tirebolu'nun üç şeyi meşhurdur! Bir çayı, iki denizi, üç dedikodusu!"

Sonra kadim dostuma Kaymakam Bey Cihan Abi'nin lâkabını söylemiş: Nâmekan Cihan. Nedeni de şuymuş: O nereye gitse, illa ki kalacak bir yeri vardır. Öyle tek bir evi yok, her yerde bir tarağı var anlayacağınız.

Tirebolu'da hamam kültürüne de el attık; ama adam bana kese atarken hayat hikâyesini de anlattı nedense. Çay fabrikasını ziyaret ederek o kadar içtiğimiz çayın macerasını da öğrenmiş olduk orada. Ve tabiki mavi kutulu 42 Nolu Tirebolu Çayından da almayı ihmal etmedik.

Projelerin koşuşturmacasından sonra Akçaabat'ta durup köfte yemeyi ihmal etmedik tabi. Piyazıyla, arkasından gelen laz böreği ve çayıyla yine mideleri bayram ettirdik. Kapalı denen Ayder Yaylası yolunun kapalı olmadığını öğrendik (nitekim yolda bizi neredesiniz, yol kapalıymış diye annelerimiz babalarımız arıyordu). Ama o gün yukarlarda yağmur yağarken aşağıdaki güneşin yakması talihsizdi.

Bu Karadeniz turu istediğim gibi olmamıştı. Sümela'nın tepesinden gelen Coşandere çamur içinde dökülüyordu Karadeniz'e çünkü... Ayder'de yürüyememiştim, Uzungöle sel nedeniyle gidememiştim. Rafting de yapamadık; ama Sümela'ya çıkıp hacı olduk.

Eve gitmeyeli de bir ay oldu hani; ama daha önümde piyangodan çıkan bir Erzincan seyahati vardı.

Biz de nereye gitsek birini buluruz elbet; Cihan Abi'den geri kalır mıyım hiç?

TİREBOLU:
Gezilecek/Görülecek yerler: Hamam, çay fabrikası, Kaynarca sahili, Kiliseburnu
Yenilecek şeyler: Pide

DOĞU KARADENİZ
Gezilecek/Görülecek yerler: Sisdağı (Beşikdüzü), Ayasofya, Atatürk Köşkü, Sümela Manastırı, Sera Gölü, Rize Botanik Parkı, Trabzon Boztepe, Uzungöl, Ayder Yaylası, Kaçkarlar Milli Parkı, Fırtına Vadisi, Sarp Sınır Kapısı, Çoruh Vadisi
Yenilecek şeyler: Vakfıkebir ekmeği, Akçaabat köfte, lahana çorbası, mısır ekmeği, Hamsiköy sütlacı, sac kavurma, kuymak, mıhlama(arada ufak bir fark var; kuymak peynirlidir), çay, laz böreği, piyaz...

Hiç yorum yok: