1 Haziran 2010 Salı

İki hayat arasında boşlukta süzüldüğüm zamanlar

Galiba şu an oradayım işte. Okul resmen olmasa da fiilen bitti, önümde koca bir yaz var projelerle, düğünlerle, memleketle geçecek bir yaz var. İstanbul'da kalan koskaca bir Haziran'ım, Temmuz ve Ağustos'ta da birer haftam olacak. Projeler için caz festivalini kaçıracağıma (ki cidden harika be bu sene!) ve iki yıldır bekleyip sonunda kabul aldığım yelkenkanat kursunu reddettiğime yanıyorum tabi; ama böylesi daha iyi oldu belki de...

Ve iki farklı hayat arasındaki boşlukta süzülüyorum bu aralar.

Neden mi? Tuzla dediğin yer ne yazık ki gözden gönülden ırak; ama şirin bir ilçe. Evde de bir süre sonra fıttırıyorsun. O yüzden kendimi bahçe işlerine vermeye karar verdim. Vişneler olmuş; ama bu sene kiraz iyice kurumuş; hastalıktan dallarını iyice budamak zorunda kalmışlar. Erikler ve şeftali iyi durumda. Uzakta başka bir ağaç gözüme çarptı. Anneme sorduğumda fındık olduğunu söyledi. Şaşırdım çünkü fındık nasıl yetişirdi ki Tuzla'da? Bildiğin zeytinliklerin arası burası... Ama yetişiyormuş demek ki: O yüzden coğrafya kitapları yalan söylüyor; artık fındığın %100'ü Karadeniz Bölgesi'nde yetişmiyor. Nihahaha...

Aklıma daha ilk geldiğimizde Tuzla'ya kuruduğu için kesmek zorunda olduğumuz Yeni Dünya ağacı geldi. Keserlerken babama nasıl da bağırdığımı ve küstüğümü hatırlar gibiyim. Sonra bir kaç kere evin üstüne düşmek üzere olan upuzun ser(l)i ağaçlarını hatırladım. Evin kendisi bazen o ağaçlar yüzünden güneş görmez, etraftaki apartmanlardan da gözükmezdi. Şimdi duvar dibine diktiğimiz çamlar yüksekmeye başladı biraz biraz, eski havasına bürünüyor bahçemiz.

Sonra gittim dibini belledim ben de fındığın biraz hava alsın diye kökü. Bahçecilik işini sevdim gerçekten. Annemin organik ürünler satan dükkan açma hayaliyle beraber çapayı salladım bütün bir bahçe boyunca... Geride kalan ağzımdaki kekremsi vişne tadı oldu.

NOT: Hayal evimin bir bahçesi olsun içinde de meyve ağaçları olsun. Ben yaparım bakımını... =)

NOT: Annem "Sen gitmeden şeftali yersin de incir ve cevizi kaçıracaksın." dedi. Ardından bağ bozumu mevsimini de kaçırdığımı fark ettim. Poffff! =S (Belki Sarıhıdır, Avanos tarafındaki bağlarda erken bağbozumu olur; ama zor yaaa! Bir de kayısılar soğuk almamış olsun n'olur!)

ÖNERİ: Madem bağ dedik bozum dedik Faruk Nafiz ile bitirelim bugünü:
"Kuytu ormanları, tenhâ bağları
Geziyor mevsimin yorgun rüzgârı
İnce dallar kırık, yapraklar sarı,
Geçmiş bu yoldan da, belli sonbahar
Duyulur bir ayak sesi gizlice
Hâli bahçelerden rüzgâr esince:
Geçen bir yolcu mu, yoksa her gece
Yollarda beklenen bir kadın mı var?"

Hiç yorum yok: