8 Haziran 2010 Salı

Oda işgali

Annem bugün 'kardeşimin odasına' gelip "Oğlum, yatakhanede baktığımızda hep düzenlisin; niye burda böylesin?" dedi.

Tabi o sırada, açık bir laptop, kasa kapağı çıkartılmış, tüm iç organları görünürde bir masaüstü bilgisayar (şu an yarı bozuk), masanın üstünde bir eşofman, yerde su, çay ve limonata bardakları, zigon sehpanın üstünde bi çanta, aşağı yukarı 50 metrelik (abartmıyorum) dağılmış eternet kablosu, kılıfı kaybolmuş, duvara dayalı, açıkta öylece duran gitarım, sağa ve sola garip bir algoritmayla yerleştirilmiş hoparlörler, yoyom, okuduğum kitabım, gözlüğüm, yastıklar, bozulmuş bir yatak ve ne olduğunu bilmediğim garip bir alet (oyuncak niyetine kullanıyorum şu an) odayı işgal ediyordu.

Tabi burada vurgu bunlar değil odanın 'kardeşimin odası' olması.

Robert'e başladığım ilk senenin sonunda odamı kaybettim. Eskiden annemin kiler olarak kullandığı, kuzey cepheli odayı bana verdiler. İçinde bir tek koca dolaplarım ve yatağım sığıyordu odaya. Sürekli, hatta yazları bile en az 1-1,5 ay, evde olmayan biri için ideal bir oda; yazları da serin olduğu için süper.

Ben yatakhaneye gidince temelli, evin ağası o oldu. Bense tam bir misafir havasına girdim. Bu sefer de o yatılı; artık ben evdeyim! Evin stratejik noktalarına daha yakın olan onun odasına o yokken konuşlanmış bir vaziyetteyim.

Kendimi akbaba gibi hissediyorum.

Ama biz eskiden kardeşimle yatakları birleştirirdik. Sonra ben gece 3'te kendimi yerde bulmuş bir şekilde uyanırdım. O ise en geniş hâliyle iki yatağı da kaplardı. Bi keresinde yastık kavgası yaparken tepemizdeki florasanı nasıl aşağı indirdiğimizi hatırlarım. Kırılmadı; ama o lambayı bi yere saklayıp hemen yatıp uyumuştuk babamlar kızmasın diye. (Bahanemiz de hazırdı, sineğe vuruyoduk, öyle düştü!)

Bazen kızıyorum kendime; yatılı olunca iyi abilik yapamadım; sınava girdiği sene hep yatakhanedeydim, hafta sonları eve vakit ayıramadım vs. Bundan sonra kendi ayakları üzerinde durur gerçi; ama lise hayatında ülkede bile olmayacağım.

Ben de eski odamdaki son, iyi günlerimi geçiriyorum.

Ama istila etmek, insanın doğasında var! Bir yerde gözünüz olur, oraya ulaşırsınız; ama ulaşınca "E bu muydu?" diye kalıverirsiniz. Ben de şu an laptopun başında o misal kaldım.

İtiraf edeyim: Ben eski odamı hep istiyordum.

Hiç yorum yok: