27 Mayıs 2012 Pazar

Seninle Bir Dakika

"Seninle Bir Dakika" diyince hemen akla Semiha Yankı mı geliyor yoksa Gece Yolcuları mı, onu merak ediyorum bugünlerde. E tabi Eurovision geldi geçti ya şimdi benim Eurvision Türkiye tarihi şarkı listemi dinlemem gerekiyor.

Eurovision aslında müzik tarihinin en büyük tanıklarından biridir diyebiliriz rahatlıkla. Avrupa'da müzik zevkinin nasıl değiştiğini birebir yansıtan bir yarışma. Daha da ötesi Türkiye'deki değişimi de ortaya koyuyor aslında.

Eurovision'un yarışma olarak geçirdiği üç dönüm noktası var aslında: 1997,2004 ve 2009. 1997'ye kadar Eurovision, Avrupa televizyonlarının birleşip kendi kendini oyladığı bir yarışmadan başka bir şey değildi. Sadece müzikseverler yeni müzikler keşfedebilmek için dinliyordu. Seyirci dostu olmayan bu programı şova dönüştürmek için seyirciyi işin içine katmak gerekti. Öylece "Televoting" doğdu işte. Türkiye'ye de dönüm noktası oldu bu; çünkü yurtdışındaki gurbetçiler sürekli bize oy atmaya başladı. Şebnem Paker'in Dinle başarısı (şarkıya lafım yok; hala her Eurovision'dan sonra açar severek sinlerim) Türk seferberliğinin eseridir. 2004'te İstanbul'daki yarışma ise deneme tahtasıdır Eurovision için: Yeni logo, yeni sahne tasarımı ve kendi ayakları üstünde durabilen Doğu Avrupa ülkelerinin birden yarışmaya girmesiyle başlayan yarı final sistemi... Ve dikiş tutturmuştur da bu sistem; ama bu sefer televoting sistemi çığrından çıkmıştır. O nedenle 2009'da her şeyin kıvamına oturduğu yarı jüri yarı televoting paylaşımlı sistem ile bir düzene girmiştir yarışma.

Türkiye ise her türlü şarkıyla girdi yarışmaya sanırsam. Deli gibi tepinenlerden tut (1986-Seyyal Taner), operasına (1989-Pan ve 1983-Çetin Alp) Neco'sundan, Ajda'sına, MFÖ'süne her şeyi denedi Türkiye. Şebnem Paker ve Etnik yeni bir sayfa açtı. Geleneksel ezgilerin gücünü gösterebileceğini kanıtlıyordu Dinle. Ayrıca artık televoting sistemi de geldiği için "seyirciye oynamanın" önemi arttı.

2003'ten sonraki hiçbir şarkımız kötü olmadı aslında (Hayır oldu; Bkz. Rimi Limi Ley vakası). Sadece dinleyiceye daha hoş gelen şarkılar oldu ya da sahne performansımız o gün kötüydü (Hadise mesela kötü bir performans sergiledi; nitekim Can Bonomo da çok güzel söyleyemedi bence). Ama hep dillerde dolaşan, unutulmayan şarkılar oldu Eurovision şarkıları.

Ne iyiydi ne kötüydü analizi için tek tek yıl yıl incelemek gerekir. Her ülkeyi her yılı böyle ayrıntılı incelemek gerektiği için Eurovision müzik tarihi için altın değerinde bir süreçtir. Umarım nice 50 yıllara gider bu yarışma.

NOT: Tabi o yıllarda Türkiye'de bir yarışma açılırdı başvurulup da gidilirdi Eurovision'a. Sertab Erener aslında 1990'da bu elemelerden birine gözünü kapatan kıvır kıvır saçlarıyla katılıyor. Hatta Barış Manço (Katılıdığı şarkı Kazma), Kubat, Levent Yüksel, Erkin Koray gibi sanatçılar da bu elemelere zamanında katılanlardan...

NOT: Ben yine de Dinle'yi koyayım buraya.

EDIT: Grooveshark'taki listemi de videonun altına koyuyorum. Bir tek Mor ve Ötesi Deli'yi bulamadım... Onun dışında kronolojik sırayla hepsi var.

1 yorum:

foolonthehill dedi ki...

Bu araştırmacı analiz yazısına şöyle bir görsel katkım olsun istedim ben de =)

http://www.youtube.com/watch?v=jXEbSyL9N9A&feature=related