1 Haziran 2012 Cuma

Türkiye'yi taşımışlar

İnsanın doğup büyüdüğü yerin kendine yabancılaşması nasıl bir şeydir bilir misiniz?


Benden daha iyi bileceğinize eminim. Sonuçta ben neredeyim ki? 10,000 km ötede azıcık buzucuk değil mi? İnsanlara ben her Aralık iki haftalığına memlekete gidiyorum dediğimde şaşkın tepkiler alıp bana o kadar yakın gelen bir yer ki orası...


Teorik olarak ben baba ocağından 2005'te ayrıldım. Kardeşimden de... İyi bir abi olamadım ben biliyor musunuz? Çünkü en kritik zamanlarda evden uzaktaydım. Hani uzak dediğim 40 km okulda değil; bir gün başka bir yerde bir gün bambaşka bir yerde. Liseye öyle iyi kötü geçti de oradaki en kritik zamanda 10000 km öteye gittim işte. Ahanda seneye mezun oluyor; benim seneye yaz nerde olacağım belli değil.


Ben adam akıllı gazete okuyan biri değildim. Oradan buradan duyardık illa ki güncel haberleri. 2010'dan beridir gazete okur oldum. Ama öyle ki sanki dark side of the moon'u gördüm orada. Her babamla konuşuşumda ¨Baba biz nereye gidiyoruz?¨ sorusunu sordum ona. O da cevap veremedi. Hani davaları vardı ya; cevap aldı mı almadı mı bilmiyorum; zaten böyle şeyleri elinden geldiğince bize yansıtmamaya çalışırdı babam. Danıştay zarfın içine münasip(!) bir şeyler koyup yollamıştır artık; bak biliyorum ben cevabı!


Sahiden baba, biz nereye gidiyoruz?


Dedim ya memleket 10,000 km uzakta diye; artık size bile uzakta gelmiyor mu memleket?


Türkiye'yi taşımışlar da kimseye haber vermemişler. Taşımışlar diyorum; çünkü bu benim bildiğim memleket değil.


Ve dedim ya en kritik zamanlarda hep uzaktaydım diye. Yine öyle bir zamanda kritik bir noktada, kendimi çok uzakta hissediyorum.



Hiç yorum yok: