14 Ekim 2010 Perşembe

A kid's bike

He hafta salıları okulun bisikletçisi sayabileceğimiz Bike Kitchen'a gitmeye çalışıyorum; çünkü salıları gittiğinizde üç saat boyunca gruplar halinde, 'community bike' dedikleri herkesin kullanabildiği bisikletleri kontrol edip tamir ediyoruz. Bugün biraz daha farklı bir görevimiz vardı: Bike Kitchen'a gelmiş olan çok kötü bisikletleri geri dönüşüme kazandırmak için söküyorduk.

Tabi bu aletlerle oynamayı seven ve biraz da alet kullanma becerimi geliştirmek isteyen ben için iyi bir fırsattı (sondaki beleş pizza olayını saymıyorum bile). Ayrıca bisikletçi açacak kadar bir birikime sahip olurum belki işin sonunda.

Neyse nitekim ilk gelen bisiklet kirden ve pastan mavi rengi bile anlaşılmayacak hale gelmiş bir bisikletti.   Gidonun çıkardığımızda yere bir tutam paslanmış boya ve metal parçası dokülmüştü. Göbek pulları çıkmıyordu ve her seferinde temizlemek için üflediğimizde gözümüze pas kaçıyordu. Göbek kilidini açmak için çok vakit harcadık ama beceremeyince artık onu orada bırakaraktan metal geri dönüşümüne attık gövdesini bisikletin. Zaten açsak dahi her iddiasına varım böcekler filan çıkacaktı o ufacık tüpten.

Bu bisiklet bittikten sonra ikincisi geldi. Bu digerine benzemiyordu: Birazcık ufaktı. Ferrari kırmızısı diyebileceğim bir rengi vardı. Bir çocuğun bisikletiydi bu. Hani 3 yaşında filan binmeye başladığımız büyüklükte olanlardan. Ve üzerinde 'STRIP' diye bir etiket vardı. Bisikleti benle beraber sökecek olan arkadaşla biraz bakakaldık bisiklete. Aslında o kadar temiz, o kadar güzeldi ki!

Sonra benim ilk mavi bisikletim geldi aklıma. Birden gidonu kilitlenivermişti de düşmüştüm gümbedenek (ben de bilmiyorum nasıl bir yansımadır bu) düşmüştüm yere. Dizlerim kan içinde kalmıştı. Babam da kızmıştı 'Tabi öyle yüksek kaldırımlara ön tekerini vura vura çıkarsan döndüremezsin tabi sonra!' diye (ki sonradan vurdukca o gidonu döndüren rulmanın, yani küçük bilyelerin, kırıldığını anlamak için bir 6-7 sene geçecekti). Bir de Concorde yazardı bisikletimin markası kısmında Tabi o zamanlarda Concorde'un şanı dillerde; sesten hızlı uçan bir uçak sonuçta.

Birileri geldi dürttü bizi de sökmeye başladık parçaları. Kimbilir hangi çocuk hevesini aldıktan sonra bir kenara bırakıp bilgisayarının başına koştu.

Kim bilir belki de birinin çocukluğundan bir parça söktük biz o gece?

ÖNERİ: Tamamen alakasız konudan; ama John Lennon, Eric Clapton, Keith Richards ve Mitch Mitchell beraber Yer Blues'u çalmışlar bi kere!!!

Hiç yorum yok: