Tirebolu, Giresun
Hani an gelir de nostalji yaparsınız bir şeylerden kaçmak için? Ya da geriye dönmek istediğinizden... Ya da büyüdükçe sorumlulukların çoğaldığını bir kere daha hatırlayıp hayatınızın en önemli anlarına geri gidersiniz. Yine öyle bir zamandayım işte.
İlginçtir bu sefer aklıma 2010 yılındaki Türkiye mini Türkiye turum geldi. Kimi yanı çok güzeldi; hikayeler biriktirildi, insanlar tanındı, uzun bir süre göremeyeceğim insanlar habitatlarında görüldü; yepyeni yerler tanındı. En önemlisi Karadeniz aşkı perçinlendi tabi ki... Ama bu turun önemli bir kısmı kişisel olmasından çok proje bazlıydı. Bu fotograf da ¨Le Grande Finale¨ den. Yani Robert Kolej adı altında yaptığım son proje. İlk kez istediğim gibiydi aslında buradaki proje. 2007 yılında her şeyin başladığı yerde bitti; taa o zamandan bizim eğittiğimiz insanlar bize geri katılıp başkalarını eğittiler.
Kimi yanı da kötüydü. Her şey eskisi gibi değildi. Hava bozuktu. Ben kalp kırdım, kalbim kırıldı. Sırtımda bir tosbağa çanta 2 ay İstanbul'a ayak basmadım. İçindeki kıyafetler de telef oldu resmen; kirin pasağın içinde bir ay geçti. Telefonum denize düştü. Dişim ağrıyordu, ufak da bir hastalandım. Ama değdi...
Bu fotografın ve fotograftakilerin biribirinden ne kadar uzakta olduğunun farkında mısınız?
Tekrar yurda dönmeyi, sırtta çanta yollara düşmeyi ve bu görüntüyü, mutluluğu tekrar yaşamayı o kadar çok istiyorum ki...
Tek sorun beni neyin tuttuğunu bulamamam.
Bir dostun dediği gibi ¨yerel adam¨ geri döndü galiba...
Göçken'e not: Bizim seninle hakikaten adam akıllı bir resmimiz yokmuş yaaa!
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder