17 Aralık 2011 Cumartesi

Yine başladık işte...

Yollar benim olsun istiyorum yine. Sağa sola öylece koşuşturayım her defasında. Derdim tasam olmasın. Bir sürü şehre gidip oranın sokaklarında gecenin bi yarısı ne kadar soğuk olursa olsun koşuvereyim yalınayak. Kimsenin yadırganmadığı her şeyin normal olduğu, anormale de gülünüp geçildiği bir yer olsun.

Yine düştüm yollara. Böyle olmasa bile gerçek, düşünmesi bile insanı mutlu ediyor.

Buraya geldiğimin ilk yazısını Seattle otobüsünde yazmıştım. Yine Seattle otobüsünde yazıyorum. Vancouver'ın sabah ayazında çalışmaya başlamış bile otobüsler. Ben de sabahın en köründeki otobüsü aldım Seattle'a gitmek için. Uyumadım bütün gece, önce Irish Bar'da eğlendik hep beraber arkadaşlarla. Ardından başka bir bara, ordan başka bir bara. Sonra hiç uyumadan gece sokaklarda yürüye yürüye vakit geçirdik. Şimdi de Seattle yolundayız.

İngilizce'de bizim gibi yurtdışına çıkmış ama tası tarağı daha orijinleri olduğu ülkede olanlara expatriot diye bir kelime bulmuşlar. Anlayacağınız bizimkisi göç yolları. Düşünür dururum aslında döner mi tersine diye Cem Karaca'nın dediği.

Göç yolları bir gün gelir
Döner tersine, dönülür elbet.

O günü bekliyoruz biz de işte.

Hiç yorum yok: