14 Aralık 2011 Çarşamba

Pencere Önü Çiçeği

Tophane, Istanbul - Temmuz 2011
Pencere önü çiçekleri güzel midir? Yoksa çok mu gururludur? Belki de bir o kadar küstah? Fanus içerisinde büyütülmüş bir bebek gibi mi yoksa?

Pencere önü çiçeği el bebek gül bebek yetiştirilmiş insana benzer. O sokağın tozunu yutmaz. Canlı yağmurun tadını alamaz. Taşıma suyla dönen değirmen gibidir. Güneşin ne zaman geleceğini bilir, suyun ne zaman geleceğini bilir. Bir eli yağda öteki eli baldadır kendilerinin.

Altı temizlenen bebek gibi arada bir toprağı da değiştirilir zaten.

İşte o yüzden büyümez pencere önü çiçeği. Neden büyüsün ki? Büyümedikçe daha çok bakım görür. Keyfini neden bozsun ki büyüyüp?

Ama o zorluğun verdiği acı tadı almayıp bahar rüzgarını içinde hissetmedikçe, gerektiğinde toza karşı gerinip yağmur suyuyla yıkanmadıkça ne anlamı var ki yaşamanın?

Ben güneşe dönebiliyorum, pencere önü çiçeği; sen saksından ve pencere önünden başka nereye gidebiliyorsun?

Ne güzel demiş Ortaçgil:

Hiç yorum yok: