| 30 Aralık 2011 - Üsküdar Vapuru'ndan Tarihi Yarımada (Editing öncesi) |
Bu da bitiverdi işte. Demiştim ya yolculuğun en kötü kısmı eve dönüş kısmı diye; şimdi neye yansam bilemedim. Ellerin bana ev olmasına mı yoksa İstanbul'dan ayrıldığıma mı?
Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
İstanbul tatil oldu bana anlayacağınız. Gittiğimin ilk günü quizim var ama daha kapak kaldırmadım. Çünkü İstanbul ilgi ister, emek ister. Karış karış dolaşılmak ister. Ya değilse ne anlamı kalır ki tatillerin. Hele ki elleri ev ettikten sonra.
Adam sigarasını yaktı, İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Geçen sene İstanbul yorgundu, zorlaşmış, ağırlaşmıştı. Yine öyle; daha da bir çökmüş, daha da bir yorulmuş. Makineleşmiş, robotlaşmış. Yükselen her bir gökdelen suratına bir faça daha çekmiş.
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Ama bütün bunlar ne kadar eskitebilir ki bu şehri. Hele ki ne badireler atlatmış, ne yıkımlar görmüş bu şehir. Kaç devlet, kaç millet eskitmiş, barındırmış da içinde kendi yek, sırtı pek kalmış.
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir?
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Galata geceleyin keyifli oluyormuş. Tuzla da çocuklar istediği gibi koşuşturuyor etrafta bu soğukta. Taksim cıvıl cıvıl. Üsküdar, Kadıköy ve Beşiktaş'sa gene telaşlı. Mahmutpaşa'da esnaf kendi derdinde. Trenler kalabalık; hayat daha bir hızlı akıyor. Ama boğaz yine gülümsüyor.
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
Her şeye rağmen İstanbul! Aşk için de, hayat için de, telaş için de, dert için de...
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git orada İstanbul
Şiir: Ümit Yaşar Oğuzcan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder