2 Kasım 2011 Çarşamba

Eski fotoları yakmalı mı?

¨Bu akşam yine, garip bir hüzün çöktü üstüme...¨

Her şey bu kadar güzel giderken niye mi? Çünkü eski fotografları saklıyorum ben. Bir şekilde karşıma çıkıyorlar, ya yanlış bir tuşa basıyorum ya başka yerden karşıma çıkıyor.

Ya da kimi kandırıyorum ki? Ben bakıyorum işte... İleriye bakmak istesemde bir yerde kafama takılıyor eskiye özlem duygusu. Özlemek istemediğimden değil; aksine özlemek iyi bir şey; ama bir daha geri gelmeyeceğini bildiğim anıları canlandırıp hüzünlenmek ne kadar doğru bilemiyorum.

¨Gözyaşlarım akıp gidecek
Selden öte selden ziyade¨

Buraya ilk gelirken beni bağlayan yok demiştim. O yüzden gelmem alışmam çok da zor olmaz diyordum. Nitekim alıştım alışmasına da böyle özlem inişleri çıkışları da oluyor işte. Sonra memleketi özlüyorum; dostlarla geçirdiğim vakitler geliyor aklıma. Derken bırakıp her şeyi bir kenarda geri dönesim geliyor, ya da kendimi yollara vurasım geliyor. 

Dip dibe olduğumuz adamlardan uzak olmak bazen gönülden de mi ırak ediyor bizi diye düşünmüyor değilim... O yüzden eski fotograflar denk geldikçe ¨Yahu amma da oldu şunla konuşmayalı!¨ diyorum. Sonrasını biliyorsunuz işte film şeridinden geçen anılar eşliğinde hüzün takdim ediliyor bana.

Düzgün yazamadım bu yazıyı sayın seyirciler; kafadakiler karışık olunca yazı da karışık oluyor böyle. 

Beni siz yaktınız eski fotolar; ben de sizi yakayım mı?



Hiç yorum yok: