It seems like yesterday
But it was long ago
İlerde böyle başlıyacak çoğu konuşmamız belki de. Ya ucuz bir barda oturacağız hep beraber ya da pahalı bir restoranda tam takır yemeklerimizi yiyeceğiz. Her seferinde şunu yapmıştın ya sen ne gülmüştük, eğlenmiştik, diye bin bir anıyı yâ'd edeceğiz.
The years rolled slowly past
And I found myself alone
Ya da ayrı evlerin bir köşesinde tekli koltuklara oturacağız her birimiz. Depresif veya mutlu; elimizde bir kitap veya karşımızda bir televizyon veya kulağımızda bir müzik. Camda şehir ışıklarının verdiği bir kırmızılık olacak. Kalkıp bir şeyler yapayım, diyeceksin ama üşengeçlik daha ağır basacak.
I was living to run or running to live
Never worried about paying or even how much I owe.
Ya da yollarda gerçecek ömrün. Ama neyi ne için yaptığını şaşıracaksın. Yaşamak için koşmak mı koşmak için yaşamak mı?
Deadlines and commitments
What to leave in, what to leave out
İş güç derken kimseyi göremez olacağız etrafında. Dar bir sokaktan esen rüzgara karşı koşarsın ya, gün be gün onu daha fazla hissedeceğiz bundan sonra. Bunu fark etmek hiç hoş değilmiş gerçekten. Cicim aylarındayız gençler birbirinize sıkı sıkıya sarılın.
Against the wind
We were running against the wind
We were young and strong , we were running
Against the wind
NOT: Kimse neden Bob Seger'ın hakkını vermez?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder