Ağaoğlu'nun enerji ile ilgili yaptığı bu çıkış beni şaşırttı. Bazı noktalarda gerçekten doğru şeyler söylese de bazı söyledikleri gerçekten şaşırtıcı ve yalnış genellemeler içermekte.
1- ¨Bilinçli bilinçsiz televizyonda birçok yeşil programlar yapılıyor. Geçen gün bir TV kanalında, benim de dostum, arkadaşım o programı yapan, RES'e karşı HES'e karşı, nükleere karşı, doğalgaza karşı...¨
Ağaoğlu'nun bu sözleri haberin önceki paragrafında (habere başlığa tıklayarak ulaşabilirsiniz) dedikleriyle çelişiyor. Türkiye enerjisinin yarısını öz kaynaklardan karşılayacaksa önce bu öz kaynağın olması lazım. Doğal gaza ve nükleere karşı diyorsun; ama bunlar sonlu kaynaklar. Türkiye'nin elinde de bunu kendi başına üretecek ve işleyecek teknolojisi ve tesisi olmadığına göre sonu gelmek üzere olan bir teknolojiye yatırım yapmış olursun. Bu da atıl yatırıma sebebiyet verir. Dediğim gibi nükleere atığı depolanabildiği sürece karşı değilim; ancak bu teknoloji de bulunabilmiş değil. Hidro Elektrik Santral (HES)lerdeyse kısa ömürlülük sorunu var ülkemizde. Akarsularımızın debisi ve taşıma kapasitesi fazla olduğundan bakımı zahmetli ve kısa ömürlü santraller ortaya çıkıyor. Nitekim Atatürk Barajı'nın ömrünün dolduğu söylenir, çünkü türbinler çamurla tıkanmıştır. Çoruh üzerine yapılan barajlarında aynı akıbeti yaşaması kaçınılmaz.
Bunun yerine devlet ve özel yatırım yenilenebilir enerji üzerinde araştırma yapmalı ki uzun vadeli enerji gereksinimi karşılanabilsin. Böylece enerji bağımlılığımız da azalmış olur.
2- ¨Kardeşim gelişmişliğin bir göstergesi de enerji tüketimidir. Türkiye de gelişiyor, büyümesi lazım. RES'e, HES'e karşısın o zaman sen o TV yayınını yaparken bile ciddi enerji harcıyorsun.¨
Burası tartışılır. Enerji tüketimi gelişmişlik göstergesi değil az enerjiyle çok iş yapabilmek gelişmişlik göstergesidir. Evet kanallar program yaparken enerji harcıyor; hatta o çoğu program maalesef yararsız kalıyor. O yüzden bire bir, yüzyüze ve profesyoneller tarafından yapılan bilinçlendirme çok daha yararlı bir şey olacaktır.
3- ¨Seçim dönemlerinde siyasi kaygılarla geçmişte gecekondulaşma inanılmaz patlamıştı. Ne ısı yalıtımı ne bir şey vardı. O binalarda yüzde 60'a yakın enerji kaybı vardır. Binalarımızla maalesef göğü ısıtıyoruz.¨
Çok doğru! İstanbul'un 2002-3 yılından önceki kısmı göğü ısıtmaktadır. O yüzden bu yerlere mükemmel derecede ısı yalıtımı yapabilecek çözümler olmasa bile uzun vadede bunu çok aşağılara çekecek çözümler üretmek gerekir.
4- ¨Istanbul'un, toplu ulaşımı çözmesi lazım. Senede araçlar durduğu yerde ortalama 200 milyon dolar yakıt yakıyor. Bugün üçüncü köprünün maliyeti de 200 milyon dolardır. 5 tane köprü de yapsan kaliteli toplu taşımayı İstanbul'da yaygınlaştıramıyorsan bu trafiğin altından kalkamazsın. Bizim muhakkak İstanbul'da üçüncü değil, dördüncü, beşinci köprüyü de yapmamız lazım.¨
Köprü yapmak ile kaliteli toplu taşıma arasında bir türlü bağlantı kuramadım ama!... İstanbul'u yıkıp da baştan yapılandırmak gerek trafik sorununu çözmek için; ancak sen ara arterleri artıramazsan ana arterleri artırmak pek bir çözüm üretmez. Ara arterlerdeki çözümü de toplu taşıma ve otopark sorunlarını çözerek halledebilirsin. Gerekirse yolu kapatıp orayı otopark yapıp insanları iç bölgelere toplu taşıma araçlarıyla götürmek gerekir. Trafikteki araç sayısı da ancak böyle azalır...
NOT: Güneş enerjisi sistemlerinin şu anki verimliliği (fotovoltaik hücrelerin yani) sadece %10-15. İşte bunun artırılması zerinde çalışılmalı; çünkü %100 verimlilikte (ki maalesef termodinamik 2. yasaya göre imkansız) 2 saniyelik güneş ışığı bütün İngiltere'ye yetecek enerjiyi sağlamaktadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder