Resmen mevsim kayması oldu bu sene Vancouver'da. Hazıran ayı soğuktan süründürürken Eylül'ün yakması pek hoş olmadı. Ben ki erken soğuk bekleyecek hazırlıklarımı yapmıştım. Sonra dedim ki iyi bak ekinoksa kadar hava güzel olacak. Ama artık abarttı da hava düne kadar günlük gülistanlık devam etti.
Bu durumun bir kaç zararı var efendim. İş yapmanız gerektiğinde sıcacık, güneşli havayı görüp Kitsilano'ya çıkmak istiyorsunuz. Oradaki Yunan fırınından bir çörek bir de şekerpare aldınız mı keyfinize diyecek olmaz. Ama bunu bır yazın yapamadım arkadaş. Kış gelince de okul açılıyor, sınavların başka iş gücün oluyor. Güzelim hava da seni alıkoyuyor bundan.
E bir de güneşi azıcık buzucuk gören bir şehirde yaşıyorum düşününce. Her saniyesinin keyfini çıkarmadan nasıl olur?
Hele ki yapraklar da yavaş yavaş dökülmeye başlayıp doğa o geçiş cümbüşünü insanlara göstermiyor mu?
Vancouver'da sonbaharları bır başka güzel oluyor ama... Her şey zamanında olmalı arkadaş. Güzel hava da, ders de, gezmek de, yağmur çamur da...
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Hayatımı, yaptıklarımı ve yapmak istediklerimi çokça sorguladığım şu günlerde bana bahane veriyorsun; ama bir tek de sen anlıyorsun beni be Orhan Veli!
Ohooooo, daha bunu pastırma yazı var...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder