3 Aralık 2010 Cuma

İETT vs TransLink: Otobüs her yerde otobüstür!


Böyle ilk geldiğimizde Vancouver'a ¨Süper bu toplu taşıma sistemi burda; otobüsler patates çuvalı gibi değil, trafik derdi yok, en önemlisi metroda makinist yok; kabak gibi önünü görüyorsun¨ diye seviniyorduk arkadaşlarla. Üstelik bisikletini de otobüsün ön tarafına sabitleyebiliyor ya da metroya bisikletinle binebiliyordun. Gerçekten düşününce Tuzla-Kadıköy mesafesindeki downtowna yarım saatten az bir sürede inebiliyorduk. Ama kış geldi işler değişti.

Önce ¨rush hour¨ kavramı ile tanıştık. Saatler 5'i gösterdiğinde Granville Bridge üzerindeki araba topluluğu Boğaziçi Köprüsünden daha içaçıcı olsa da yavaş Broadway'a kadar yavaş ilerleyen trafiğin İstanbul'u aratmadığı bir yer burası. Evet daha bir İstanbul havası oldu böylece Vancouver'da. Otobüslerin patates çuvalı gibi dolmasından bahsetmeyeceğim bile. Hani şöförler en azından nazikçe ¨Beyler boşlukları dolduralım.¨ babında anons yapıyorlar. İETT şöförleri ile karşılaştırmıyorum bile.

Gerçekten aslında şöförler trafiğin ve günün gerginliğini almak konusunda çok iyi iş çıkarabiliyorlar. Her ne kadar normal bir otobüs hattı olsa da bizi Grouse Dağına çıkacağımız noktaya götüren otobüsün şöförü tam bir tur rehberi havasındaydi. Sık sık telsizi kullanıp ¨Sağ tarafta görmüş olduğunuz...¨türevi cümleler kurarak bölge ile ilgili yararlı bilgiler verdi. Dönüşteki başka otobüs şöförü ise bize şehirdeki en güzek Meksika restoranının yerini söylemişti. Hatta ilk başta ¨Dışarıyı boş verin; eşim güzel yemek yapar¨ diyerek bizi evine davet etti.

Cadılar Bayramında gece nöbeti kalan başka bir şöförse stand-up tadında hikayeler anlatmıştı. Başka bir gün bir başkası elimdeki biraları görüp bir de bunu dene, diye başka bir bira uzattı. Ben yarı endişeli, yarı şok olmuş bir şekilde birayı aldım. Başka bir günse downtowndan gelirken trafiğin, kalabalığın ve uzun, yorucu bir günün gerginliğini almaya çalışan bir şöför ön tarafa yakın telefonla konuşan bir bayanı taklit ederek kadının telefonda kahkahalara boğulmasına sebep oldu. Tabi bu muhabbetlere bazen yolcular da katılınca enteresan muhabbetler dönebiliyor.

Her ne kadar bizim İstanbul'daki şöförler gibi frenlemede sert olsalar da yolcu ilişkisi konusunda çok iyiler. Sadece otobüs kullanmıyorlar, otobüs kullanmayı ve otobüse binmeyi zevkli hale getiriyorlar.

İstanbul'da görsek bir de bunları... Uzun Tuzla yolları bitmiyor ya değilse...

2 yorum:

foolonthehill dedi ki...

tuzla yolu bitmez abi=)ne yaparsan yap..

Yerel Adam dedi ki...

O Tuzla yolunu geldigimde cok yaliycam gibi duruyo ama. En az 6-7 kere...