31 Aralık 2012 Pazartesi

Yazıyorum çünkü...

Bir keresinde demiştim insanın derdi tasası olmayınca yazası da olmuyor diye.

İç dökmek güzel bir duygu, bir o kadar da ihtiyaç. Ben de kendim merkezli, kendime beynelmilel sorunlarımı buraya yazdım. Maksat iç dökmekti.

 Niye deftere yazmadım? Çünkü deftere yazdıkça defterin ağırlığı artacaktı. Ağırlığı içime yükü sırtıma vuracaktı. İlgilenseniz de ilgilenmeseniz de derdimi milyonlarca internet kullanıcısına paylaşırmış gibi teselli buldum.

İşte 3 senedir böyle yazdım; bunun için yazdım (Hala da açığız hani... Kısmet).

 Gene de Yılmaz Erdoğan gibi yazamadık:

nehirde (hiç tanımadığımız)
bir tekne için (hiç binmediğimiz)
bir şarkı (hiç duyulmamış)
bestelemeti istersin de
hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye
işte bu yüzden yazdık
yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek
bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
tırtıl kılığında...
ya da bir ateş böceğinin direnişini
yalancı aydınlıklara...
başka türlü olmuyor,
başka türlerde nasıl oluyor bilmem
ama yazmak lâzımdı işte
yazmasak olmazdı çünkü!

Herkese iyi yıllar.

NOT: Bir de Ülkü Tamer'in bir yazısı var.

Hiç yorum yok: