Sevgileri yarınlarda bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı
Böyle bir insan olmaktan çekiniyorum. Çekinmeyi bıraktım; korkuyorum. Ve de insan yakın olandan, bilemediğinden korkarmış. Bilmediğinden diyorum; çünkü bazı insanlar bazı hareketlerini fark etmez. Halbuki art niyet yoktur hiçbir hareketlerinde; ama doğasında buz gibi soğuktur. Tepkisiz ya da verdiği tepki kısadır; coşkuyu karşı taraftaki gibi vermez.
Renk vermemek deyimi iyi gider buraya herhalde.
Sevip de sarılmamak, söylememek, kelimelere anlam giydirebilecekken onları ¨kifayetsiz¨ bırakmak... Gerekli mi? Ya da karşıda ne fırtınalar kopuyor haberin var mı ki?
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Şu yaşam kaygısı yok mu? Yarın nerde olacağını bilememek... Üniversiteyi bitereyim de o zaman her şey yoluna girer herhalde(!) Bırak palavrayı Ziya; sen de biliyorsun neyin ne olduğunu...
Bir sene her şeyi bir kenera koymuştum. İşsiz olayım diye işte. Çok da güzel olmuştu; ama yok mu o gelecek kaygısı (gene bahaneler, bahaneler...)
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
Gecikmemek lazım bu hayatta. Açık olmak, hissettiğini söyleyebilmek gerek. Kalpten çıkan akla gitmeye başladı mı geniş olan vaktinizi kendinize dar ediyorsunuz efendim.
Sen telaşa yenik düşme; sevgi kuvvetlidir.
Ben de Behçet'i okuyup korkmaya devam edeyim... Nasıl olsa vaktim dar...
Benimkisi bir işçi problemi; işe kimin başlayacağını kimin ne kadar vakit harcayacağını çok düşünüyorum. Ya değilse vakit herkese bol; yerini dar eden ¨kendin¨ adlı bir parazit var içinde!
2 yorum:
bugün şekerpare modumdaydım; iyi geldi yazı cancağızım =)
sevdiğimiz zaman daralıyor bence hayat, yetmiyor dakikalar. yoksa her şey öyle ya da böyle, iyi ya da kötü kendi yolunu buluyor. aç değiliz açıkta değiliz sevdiğimiz sürece biz. bu yaptığımız açgözlülük biraz, belki eğitimimizden, alışkanlıklarımızdan gelen. ama yapacak yüzlerce şeyin olduğunu düşün. işler, makineler ve sen. yoğunluk değil o, kuru kalabalık. silkinmek lazım :) ertelenmeyecekleri ertelememeyi öğrendiğimiz an koskocaman bir yer açılacak zamanda bizim için. bu umudum da olmasa, sabah hiç uyanamazdım herhalde :)
ha bir de, korkuyoruz yine hep beraber, ne güzel. korktukça çekiyoruz mıknatıs gibi, kaçmaya çalıştığımız ne varsa. neyse ki bilinçaltımız hep hazır :)
Yorum Gönder